2016 yılında vizyona giren ve aynı adlı romandan uyarlanan Trendeki Kız yada orjinal adıyla, The Girl On The Train, merkezine üç farklı kadının hayatının çeşitli olaylarla kesişmesini alan Psikolojik gerilim ögelerini barındıran bir yapım. Filmin izlediği olay örgüsü biraz karışık, bu da izleyicinin ilk başta filmin içine girmesini zorlaştırıyor fakat dikkat dağıtmadan izlendiğinde oldukça sürükleyici bir film bana göre. Filmin ilk sahnesinde alkol problemi yaşayan Rachel’ın sürekli trene binerek çevredeki evleri gözlemlemesini izliyoruz, Rachel özellikle, eski kocasıyla evliyken oturdukları eve yeni taşınan Megan ve kocasını dikkatle izliyor, Megan bu arada Rachel’ın eski eşi Tom’un ve onun yeni eşi Anna’nın bebeğine bakıcılık yapıyor, bu üç kadının aralında bu şekilde bir bağ var. Bir gün Megan aniden ortadan kayboluyor ve birtakım spoiler olaylar yaşanıyor. Filmin özgün senaryosu İngiltere’de geçiyor fakat film Amerikan yapımı olduğu için özgün senaryodaki bazı olaylar ona göre yeniden değerlendirilmiş. Eğer psikolojik gerilim filmlerini seviyorsanız bu filme bir şans verin derim.